Ramazan Karakale Kimdir ?

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – İzmir Yüksek Öğretmen Okulu – KimyaFizik Bölümü mezunuyum.

Şu anda da kimya öğretmenliği ve yazarlıyapıyorum.  Bu mesleği isteyerek ve severek yapıyorum.

Hani denir ya bir kez daha dünyaya gelirsem -eğer seçme olanağım varsayine kimya öğretimini seçeceğim.

Daha Fazlası

 

 

facebook

Adınız
E-mail adresiniz
Konu
Mesaj
Güvenlik Kodu
Buradasınız: Anasayfa Atominsan Hakkında

Atominsan Hakkında

Ramazan Karakale Kimdir ?

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – İzmir Yüksek Öğretmen Okulu – Kimya- Fizik Bölümü mezunuyum.

Şu anda da kimya öğretmenliği ve yazarlık yapıyorum.  Bu mesleği isteyerek ve severek yapıyorum.

Hani denir ya bir kez daha dünyaya gelirsem -eğer seçme olanağım varsa- yine kimya öğretimini seçeceğim.

 

Bana göre kimya, matematik, fizik ve biyolojiden oluşan üç temel disiplinin merkezinde bulunuyor. Yani hem onlardan bir şeyler öğreniyor, hem de onlara bir şeyler veriyor. Ayrıca kimyanın insana verdiği entellektüel haz, hem tarihsel, hem de bilimsel merakla besleniyor. Her alana kolayca bakabilme olanağı var. Onun için kimya bana doyumsuz bir zevk veriyor.1948 doğumluyum. Aklımın erdiği o ilk yıllarda 300 kadar keçi, 20 koyun, 20 deve, 20 sığır sahibi, bir ya da iki çadırlı bir aileydik. Sonra birden hırsızlık, uğursuzluk, hastalık sonucu hayvanlar yok oluverdi. Kapitalist ilişkilerin kırdaki büyük yangınından bizim aile de nasibini almıştı. Eğer böyle olmasaydı, kimbilir şimdilerde ben de cep telefonlu bir çoban olacaktım. Elde mal kalmayınca, ailemin aklına beni okutmak gelmişti. Daha doğrusu, bunun önemini bilecek aydınlık kafalı bir anne ve babaya sahiptim. Annem Selver Karakale  ve babam Mehmet Karakale, beni her bakımdan vareden iki güzel insandır.

Isparta'nın Gelendost kazasının Akdağ Köyü'nde ilkokulu bitirdim. Ailemin beni okutma istemesinde mal mülkün elden gitmesinin yanısıra ilkokul öğretmenlerimin, babama önerilerinin de büyük katkısı olduğunu belirtmeliyim. İlkokulu bitirdikten sonra Isparta - Gönen İlköğretmen Okulu sınavlarını kazandım. O beş yıllık yatılı okul yaşamında öğretmenlerimiz, bizi mücevher gibi işledi. Öğretmenlik sanatını ve aşkını aşıladılar. Zamanın kuralları ışığında bu okulun 5. sınıfının sonunda İzmir Yüksek Öğretmen Okuluna seçildim. Hazırlık sınıfında oldukça nitelikli bir eğitim öğretim gördük. O yılların Ege Üniversitesi de üniversite sıfatını hakkıyla taşıyordu. Yüksek Öğretmen Okulu Kimya-Fizik Bölümünü bitirdikten sonra- benle Mili Eğitim Bakanlığı karşıt kutuplarda bulunduğumuz için- beni Kastamonu Milli Eğitim Müdürlüğü Memur Vekilliğine atadılar. Anlaşılan zamanın Milli Eğitim Bakanlığı, bende öğretmenlik yeteneği görememişti. Oysa son derece idealist öğretmenler olarak yetişmiştik. Benim de başarılı bir öğretim yaşamım vardı;ama öyle de olsa görüşlerimiz uymuyordu ya. Uzatmayayım. Ben de istifa ettim; ama özel kuruluşlarda (dersane, özel okul, özel ders) ders vererek kimya öğretmenliği yapmaya başladım. 1985 yılında modern kimya adlı, lise 1., 2.ve 3. sınıflara yönelik kitabımı çıkardım. Bu kitabım üç baskı yaptı. Sonra onun soruları kimya soru bankası adıyla yeni baskılar yaptı. Kitaplarımı, Talim ve Terbiye Kurulu'na bir türlü kabul ettiremedim. Müfredatı hazırlayanlar ve kitapları gözden geçirenler, her şeyi bilen bir eda ile yazıyorlardı. Yanlış bildiklerini bile buyurgan bir eda ile bu böyledir diye savunuyorlardı. Hangi konuyu hangi sırada yazacağınız, hangi kavramı nasıl tanımlayacağınız, hangi deneyleri nasıl vereceğiniz belirlenmişti. Yüzyüze görüşme fırsatı bulduğum eleştirmenler, önce beni bir övdüler ; sonra da öğüt verdiler: " Efendim siz İzmir öğrencilerine göre yazıyorsunuz. Düzeyi yüksek tutuyorsunuz. Hakkari'deki öğrenciyi de düşünmek zorundasınız" dediler. Ben de onlara Aristoteles'in ( 384-322) öğrencisi Büyük İskender'e söylediğini anımsattım. İskender, henüz büyük bir komutan olmadan önce Aristo'dan matematik dersi alıyor ; ama bu dersi pek iyi anlayamıyor. Aristo' ya bunu öğrenmenin daha basit bir yolu olup olmadığını soruyor.  O da " matematiği öğrenmenin krallara özgü bir yolu yoktur" yanıtını veriyor. Eleştirmenlerime bu öyküyü anlattıktan sonra örneğin atomun yapısının İzmir'de de Hakkari'de de aynı doğru özde  anlatılması gerektiğini söyledimYaklaşılacak bir yer varsa Hakkari'deki öğrencilerin İzmir'deki öğrencilere yaklaştırılması gerektiğini belirttim.  Ne söylediysem kabul eder göründüler ; ama bir ara " Ne yapalım, yönetmelik böyle" deyince saatlerce yapılan konuşmanın hiçbir işe yaramayacağını anladım. Sonuçta yazarı farklı olsa da birbirinin tıpkısı olan kitaplar çıktı ortaya. Ruhsuz, kişiliksiz hale getirilmiş kitaplar! Ben de yeni bir anlayışla karşılaşıncaya kadar - ömrüm yeterse -" resmi" kimya kitabı yazma işinden vazgeçtim. Ancak sitemizde Genel Kimya  adıyla kimya konularını işlemeye başladım. Ayrıca bilim tarihi ve bilim felsefesi konuları öteden beri ilgimi çeken konular.  "www.atominsan.net"  adlı site de  bunun bir göstergesi. Atomun "peşinde" ve atomun "içindegezintiyi sürdürüyorum. Sizi de bu gezintide görmek ne güzel...

Diğer Makaleler

Facebook

ZİYARETÇİ SAYACI

BugünBugün130
DünDün436
Bu HaftaBu Hafta1221
Bu AyBu Ay5931
ToplamToplam362013