Ramazan Karakale Kimdir ?

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – İzmir Yüksek Öğretmen Okulu – KimyaFizik Bölümü mezunuyum.

Şu anda da kimya öğretmenliği ve yazarlıyapıyorum.  Bu mesleği isteyerek ve severek yapıyorum.

Hani denir ya bir kez daha dünyaya gelirsem -eğer seçme olanağım varsayine kimya öğretimini seçeceğim.

Daha Fazlası

 

 

facebook

Adınız
E-mail adresiniz
Konu
Mesaj
Güvenlik Kodu
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Astroloji, Bilim midir?

Astroloji, Bilim midir?

Bilim ve Astrolojialt

Astroloji bir bilim midir? Gezegenler ve yıldızlarla bizim yaşamımız birbirine bağlı mıdır? Gazetelerimizin neredeyse hepsinde astrologlar veya yıldız falcıları hayli rağbettedir; ama aynı rağbet genel olarak bilime ve özel olarak astronomiye gösterilmemektedir. Bu konuda 30 yıldır yurt içinde ve yurt dışında  çalışmış bir astronomi ve uzay bilimleri uzmanımızı, seçkin bilimcilerimizden Mehmet Emin Özel’i sitemize konuk ettik. Kendi özel sitesinde de bulunan aşağıdaki makalesini sitemizde yayımlanmasına izin verdiği için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

 

Mehmet Emin ÖZEL

Baraka dergimiz sayfalarında, editörce ciddiye alınarak ve daha da ciddi olarak, ekonomi ve politika bilimi yerine, Türkiye’mizin geleceğine ilişkin astrolojik öngörüler ve tavsiyeler içeren ‘Bir Astrolog Gözüyle 2000’ başlıklı yazıyı okumak beni şaşırttı ve biraz da üzdü. Sıkıntımın nedeni, reyting kaygısı olan bir gazete veya TV’de değil de, ülkemizde bilimin belki de gelmiş geçmiş en önemli kalesi kurum olan ODTÜ’de yetişmişlerin bu saygın dergisinde, bunun sadece bir fantezi yazı olduğunun, yazı takdiminde veya içinde ve satır aralarında iletilmemesi; ülkemizin geleceği konusunda elbet ilk ve son sözü bilimin söylemesi gerektiğinin unutulması; astroloji adlı sahte-bilim hakkında bilimcilerin de bir diyebileceği olabileceği yolunda bir rezervin veya en ufak bir ima’nın olmamasıdır.

 

Üzüntümün nedenini biraz azaltmak için, bilimin bu konuya nasıl baktığına dair kısa bir yazı hazırladım. Umarım bu yazımı yayınlarsınız. Böylece, astronomi ve uzay bilimlerinde 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de (ODTÜ’de, TÜBİTAK’da, çeşitli üniversitelerimizde), Almanya’da ( Max Planck Enstitülerinde), ABD’de (NASA’da ve Univ. of Illinois’de) ve diğer ülkelerde çalışmış olan bu mezununuz aracılığı ile bilimsel görüşlere de yer ve fırsat verilmiş olur.

 

Yazımı, anlaşılma kolaylığı açısından, soru-yanıt şeklinde hazırladım:

 

Soru:Yıldızlar, Güneş, Ay ve Gezegenlerin yaşamlarımızı kontrol ettiği iddiası ne kadar geçerlidir?

Yanıt:Astrologlar gökcisimlerinin konumlarının yeryüzündeki olayları veya insanların kaderlerini kontrol ettiği iddiasındadır. Ancak, bu inancı doğrulayacak en ufak bir delil yoktur. Son olarak, ülkemiz basınında da çıkan (İngiliz Daily Telegraph’tan alınan ve 18 Ağustos 2003 tarihli Sabah ve Milliyet gazetelerinde tekrarlanan) ‘astroloji yalanmış’ genel başlıklı haber yayınlandı. Geçmişte kendisinin de bu mesleği uygulamış astrolog/astronom Geoffrey Dean ve psikolog İvan Kelly tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir araştırmada, aynı gün ve saatte doğan 2000 kişi incelenmiştir. Deneklerin halihazır ve geçmiş işleri, medeni durumu, zeka seviyeleri, sosyal ilişkileri, sanata, spora, matematiğe ya da okumaya merakı gibi 100 kadar farklı karakteristik özelliği karşılaştırılmış ve bu özellikler arasında, aynı gün ve saatte doğmalarına karşın, hiçbir anlamlı benzerlik kurulammıştır. Halbuki, astrolojinin temel varsayımlarından biri, aynı anlarda doğan insanların aynı yıldızlar etkisinde benzer karakter özelliklerine sahip olması gerekiyordu. Kısacası, öngörülenlerle yaşananlar arasında tesadüflerin ötesinde hiçbir ilişki kurulamamıştır.

Soru:Astrolojinin ortaya çıkışı nasıl olmuştur?

Yanıt:Binlerce yıl önce yaşayan insanlar, asıl nedenini anlayamadıkları çeşitli olayların nedenlerini bir takım üstün güçlere ve tanrılara bağlıyorlardı. Açlık, savaş, hastalıklar, depremler, seller, Ay ve Güneş tutulmaları... Dünyayı aydınlatan ve ısıtan Güneş, gecelerimizin ışığı ve gel-git gibi olayların nedeni Ay yanında, yer değiştirmeyen sabit yıldızlar arasında, Güneş ve Ay’ın gökyüzünde dolaştığı gibi özgürce, bazan da anlaşılmaz ve karmaşık şekillerde, yıldızlar arasında dolaşmakta olan göze görünen gezegenler Merkür, Venüz, Mars, Jupiter ve Satürn ön plana çıktılar. Güneş ve Ay gibi bunların da ilahi güçleri olduğu düşünüldü ve çoğu kez görünüşlerine ve hareketlerine bakılarak bunlara çeşitli güçler atfedildi. Bu 7 hareketli gökcismi, bir hafta boyunca sırasıyla dünyayı yönetiyorlardı! Haftanın günlerinin bazı dillerde -bu arada İngilizce’de- hala yaşayan eski Roma tanrılarından kalma isimleri [Sun-day/Güneş Günü (Pazar) ; Monday/Moon-day/Ay Günü (Pazartesi); Saturday/Saturn-Day/Satürn Günü (Cumartesi) gibi], bu dönemin yaşayan kanıtlarıdır. Bu tanrıların, ‘ doğal olaylar kadar kırallar ve hatta tüm insanlararası ilişkileri de yönetiyor olmalı’ düşüncesi bunların hareketlerini takibe yol açtı. Bu bilgi birikimi zamanla astronomiye ve çağdaş bilime giden yolun da başlangıcı olacaktır.

Soru: Astroloji ile astronomi ne zaman birbirinden ayrıldılar?

Yanıt:Birkaç yüz yıl önceye kadar astronomi astrologlara hizmet eden bir bilgi birikimi idi. Astronomlar geçimlerini sağlamak için astroloji ile uğraşıyorlar, eski Babil’den (M.Ö. 2000 yıllarından) beri yapılmakta olan sürekli astronomik gözlemler birikimini tanrıların çeşitli olaylar ve istekleri hakkında tahminler için kullanıyorlardı. Özellikle 17. yüzyıldan başlayarak Galileo, Kopernik, (Tycho) Brahe, Kepler, Newton gibi bilimci ve gözlemcilerin gökcisimlerinin hareketlerini anlayıp açıklayabilmeleri sonrasında gökyüzünde tanrılara pek yer olmadığı anlaşıldı ve astronomi ile astrolojinin yolları ayrıldı. Gerçek bilimciler gökcisimlerini yöneten yasaların insanlararası veya ülkelerarası ilişkilerle hiçbir ilgisinin olmadığını ortaya çıkardılar. Astrolojik yorumlar birikimi ise kanıtsız iddialar ve inançlar geleneği şeklinde, etkisi gitgide azalarak günümüze dek ulaştı.

Soru: Astrolojiye karşı çağdaş ve akılcı yaklaşım nedir?

Yanıt:Günümüzde bu eski efsane ve söylenceler yığınını eğitimli insanlar artık ciddiye almıyor. Ancak, bilimle astrolojinin yollarının yüzlerce yıl önce ayrılmasına rağmen, bazı kişiler, hâlâ gökcisimlerinin belli konumlarının yaşamlarımızı ve kaderlerimizi denetlediklerine bizi inandırmaya çalışmaktadırlar. Bu tür insanların oranı halkın eğitim düzeyi ile ters orantılı olarak, zamanla azalmaktadır. Ancak, ekonomik sıkıntı ve değişim dönemlerinde, çeşitli halk katmanları arasında, falcılık, tarikatlar, dini görünüşlü batıl inançlar ve diğer irrasyonel ‘öğretiler’, artan eğilimler gösterebilmektedirler. Çağdaş bilimciler ve astronomlar için astrolojiyi yermek ve dışlamak, geçmişte aynı gözlemlerin bilimin gelişmesine olan katkısına, yani geçmiş borçlara bakarak, o kadar ‘hoş’ görünmeyebilir. Ancak bazı hoş öneri ve görüşlerine rağmen, herhangi bir bilimsel kuram ve denetlenebilme temelinden yoksun boş inançlar topluluğu olan astrolojiye herhangi bir güven beslemek ta mümkün değildir. Medya’nın da daha sorumlu davranarak, bu konularda konusunda temelsiz ve yanıltıcı yayınlarından vaz geçmesi ve en azından bilimsel bakış ve görüşlere daha fazla yer vermesi gerekir. BARAKA gibi ODTÜ topluluğunu temsil eden yayınların ise bu yolda öncülük etmesi beklenir.

Soru: Astrolojinin günümüzde yükseliyor görünen yayılmasını ve bir anlamda, ‘direnişini’ nasıl yorumlamalıdır?

Yanıt:Bugün ciddi görünümlü gazete ve dergilerin bile yıldız falı ile ilgili daha fazla sütunlar ayırdığı bir gerçektir. Astrolojinin bu şekilde ısrarlı direnişi, halkımızın ve medyanın modern bilimi anlamada ve takipte zorlandığının işaretidir. Bilimciler, gazeteciler, öğretmenler, mühendis ve temel bilimciler... bu rahatsızlığı aşmada elele vermek zorundadır.

Soru: Astrolojik öngörülerle ilgili temel sorun nedir? Bilimden nerelerde ayrılmaktadır?

Yanıt:Astroloji tekrarlanabilme, denetlenebilme ve objektiflik kriterlerini en temelden ve tamir edilmez şekilde ihlal etmektedir. Astrolojik öngörüleri test etmek için, çeşitli burçlarda doğan kişileri hedef alan (bir tanesi yukarda özetlenen) ciddi istatistiksel analizler yapılmış, ancak, kehanetlerle kişilerin yaşamları arasında, tesadüfler ötesinde bir paralellik izine rastlanmamıştır. Diğer taraftan, bilimsel yöntem ve çalışma şeklinin en belirgin özelliği, tekrarlanabilir, sınanabilir ve denetlenebilir olaylara, objektif tanımlara dayanmasıdır. En ufak bir sınama ve denetlemede uğranılacak başarısızlık, bilimsel olarak sağlam duran bir ilkenin terkedilmesi için yeterlidir. Bilimsel birikim, her an tekrar tekrar sınanabilecek olaylara ve bunları sınama ilkelerine dayanır. Bu sağlamlıkta ilkelere dayanmayan kararlar ve öngörüler, her zaman yanlışlıklara ve hatalara kaynaklık edecektir.

Soru: Astrolojinin günümüz toplumsal yaşamı içinde ‘olumlu’ sayılabilecek bir fonksiyonu olabilir mi?

Yanıt: Ne yazık ki astrolojiye inananların veya inanmak ihtiyacı duyanların büyük çoğunluğu, astrologlardan, iddia ve tahminlerin doğrulanması talebinde bulunmazlar; tersine, astrolog ve falcıların karışık, dumanlı öngörü ve tavsiyelerine sorgusuz sualsiz inanmayı tercih ederler. Yıldız falına inanç, inananlar için, kolay anlayamadıkları, bu nedenle karar vermede zorlandıkları karmaşık görünümlü dünyadan bir kaçış, ona karşı bir sığınak sağlıyor olabilir... Yani, en iyimser yorumla, falcılar, bir çeşit ‘sosyal hizmet’ yapıyor sayılabilirler. Ancak, onlara dayanarak ve güvenerek yapılacak planlamaların çoğu zaman hüsranla sonuçlandığını ve sonuçlanacağını söylemek zorundayız.

SONUÇ

Kendi tarihimizden, iyi bilinen bir hikaye vardır: Alman İmparatoru Büyük Friederick’in savaşlardaki ve ülke yönetimindeki başarılarını çok iyi yıldız falcılarına sahip olmasına bağlayan ve kendisine güçlü 3 falcı göndermesini isteyen Padişah III. Mustafa’ya, İmparator kendi falcılarının ‘bilimsel düşünce, güçlü maliye ve adaletli yönetim’ olduğunu bildirecektir.

 

Modern bilimin çözemediği bir çok konu ve olay vardır. Bunların bir bölümüne daha fazla önem ve öncelik verilmesi gerekebilir. Ancak, astroloji bunlardan biri değildir. Çünkü astrolojinin öngörülerinin fiziksel ve gerçek evrende yeri yoktur. Gezegen ve burçların konumlarını takip evresindeki bilimsel görünüm, bunları yeryüzündeki insan ilişkileri cinsinden yorumlama evresine geldiğinde tümüyle spekülatif ve bilimdışı -gerçekliği denetlenemez- söylemlere dönüşür. Bir olay ve inceleme alanı olarak astroloji, sosyolojik ve psikolojik bilimler çerçevesinde ele alınmalıdır. Örneğin, yıldız falcıları ve fala baktıranlar hangi koşullar altında artıp azalmaktadırlar? Fala baktıranlar veya inananlar, büyük çoğunlukla, gerçekleşmeyen öngörülerin neden peşine düşmezler? Ülkede hüküm süren ekonomik ve diğer güçlüklerle astrolojinin yükselişi arasında ne tür ilişkiler vardır? ‘Fala inanma, falsız kalma’ halk deyiminin toplum yaşamındaki işlevi ne olabilir? Bu ve benzeri soruların doğru yanıtlarının toplum yaşamına olumlu katkıları gerçekten olabilecektir. ( Bazı batı üniversitelerinde açıldığı söylenen astroloji ile ilgili programların en önemli müdavimlerinin, psikolog, sosyolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanları olduğu unutulmamalıdır.)

 

Sonuç olarak, yıldız falı ve burçlar hakkında sohbet etmek, bir yıl başı partisinde ilgi toplayabilir, neşe kaynağı olabilir; ancak, nesnel gerçek dünya ile fala bakanın kişisel tahmin ve izlenimleri ve baktıranın hayaller dünyası arasındaki farkı unutmamak koşuluyla!

Diğer Makaleler

Facebook

ZİYARETÇİ SAYACI

BugünBugün130
DünDün436
Bu HaftaBu Hafta1221
Bu AyBu Ay5931
ToplamToplam362013